Hukuk Hizmetleri

Marka, patent, endüstriyel tasarım tescilleri, tescil ettiren kişi veya şirketlere bir hak bahşetmektedir. Sınai mülkiyet hakları diğer tüm hak grupları gibi ancak icra ve ifa edilmekle anlam kazanacaklardır. Uygulanmayan bir hakkın varlığı çok fazla önem taşımamaktadır. Hak, ancak hukuk tarafından tanınır ve korunursa bir anlam ifade eder. Hukuk hakkın korunması ve hakkın varlığın anlamlandırılması için vardır.

Marka, patent ve endüstriyel tasarım tescillerine bağlanan haklar ancak icra edilmeleri durumunda bir anlam ifade etmektedir. Korunmayan hak sadece kağıt üzerinde kalmaktadır. Hakkı icra edecek olan mahkemeler ve diğer yargı organlarıdır. Hukuk sistemimizde ne yazık ki devletin kendiliğinden marka, patent veya tasarım hakkı ihlaline müdahale etmesi söz konusu değildir. Marka, patent veya endüstriyel tasarım tescili yaptıranlarda genelde bir yanılgı oluşmaktadır. Bu yanılgı, hakkı tescil ettirdikten sonra tüm her şeyin kendiliğinden devlet tarafından yapılacağı düşüncesidir. Oysa ceza soruşturması dahi takibi şikayete bağlı suç tanımı çerçevesinde yürütülmektedir. Devletin veya başka bir otoritenin herhangi bir aşamada kendiliğinden olaya müdahil olması söz konusu değildir.

Örneğin pazarda satılan taklit bir marka taşıyan bir ayakkabının ya da kot pantolonun satışına bir güvenlik görevlisinin kendiliğinden müdahale etmesi söz konusu değildir. Zira marka, patent veya tasarımdan doğan hakların takibi ve icrası hak sahibinin inisiyatifine bırakılmıştır. Hiç kimse hak sahibini dava açmaya zorlayamayacağı gibi dava açmasından veya haklarını talep etmesinden dolayı kimse hak sahibini itham edemez.

Marka, patent ve endüstriyel tasarım hakları çok geniş yetkiler tanıyan haklardır. Bu haklardan herhangi birine sahip olan hak sahibi kendisine tanınan tüm yetkileri hukuk sayesinde kullanmaktadır. Bu haklar hak sahibine tam anlamıyla TEKEL hakkı tanımaktadır. Hak sahibi dışında hiç kimse tescil konusu yapılmış bulunan marka, patent veya tasarım üzerinde yetki sahibi olamayacağı gibi korunan ürünlerin aynısını veya benzerini üretemeyecek, ürettiremeyecek, satamayacak velhasıl hiçbir surette ticaret konusu yapamayacaktır.

Her ne kadar hak aramak tamamen hak sahibine bırakılmışsa da tanınan hak ve yetkilerin genişliği karşısında hukukun uygulanması en uygun yoldur. Hukuk departmanımız ile marka, patent ve endüstriyel tasarımların korunması ve hakkınızın tüm yönleri ile uygulanması için hukuk danışmanlığı hizmeti vermektedir.

Aşağıda belirtilen hallerde,marka sahibinin izni alınmadan markasının kullanılmasının önlenmesini talep etme yetkisi vardır:
Markanın tescil kapsamına giren aynı mal veya hizmetlerle ilgili olarak, tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin kullanılması,
Tescilli bir marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk üzerinde, işaret ile tescilli marka arasında bağlantı olduğu ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali olan herhangi bir işaretin kullanılması,
Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsamına giren mal veya hizmetlerle benzer olmayan mal veya hizmetlerde kullanılması halinde, tescili istenen işaretin kullanılmasıyla tescilli markanın itibarından dolayı haksız avantaj elde edecek veya tescilli markanın ayırt edici karakterine zarar verecek nitelikteki herhangi bir işaretin kullanılması.

Tasarımın kullanılması hak ve yetkileri münhasıran tasarım hakkı sahibinindir. Üçüncü kişiler, tasarım hakkı sahibinin izni olmadan koruma kapsamındaki tasarlanan veya tasarımın uygulandığı bir ürünü üretemez, piyasaya sunamaz, satamaz, sözleşme yapmak için icapta bulunamaz, ithal edemez, ticari amaçlı kullanamaz veya bu amaçlarla elde bulunduramaz.

Endüstriyel tasarımdan doğan haklar 5 yıl boyunca korunur. Her 5 yılda bir yenilenmek kaydıyla 25 yıla kadar koruma sağlanması mümkündür. Yenilenmeyen veya herhangi bir sebeple mahkeme tarafından hükümsüzlüne karar verilen endüstriyel tasarım kamuya mal olmuş sayılır. Bu durumda endüstriyel tasarım üzerindeki haklar ortadan kalkmış olduğundan tasarım tescili konusu ürünün herhangi bir kısıtlama olmaksızın herkes tarafından üretilmesi ve ticaret alanına sokulması mümkündür. Ancak haksız rekabete ilişkin talepler saklıdır.

Patent sahibinin, üçüncü kişiler tarafından izinsiz olarak aşağıda sayılanların yapılmasını önleme hakkı vardır:
Patent konusu ürünün üretilmesi, satılması, kullanılması veya ithal edilmesi veya bu amaçlar için kişisel ihtiyaçtan başka herhangi bir nedenle olursa olsun elde bulundurulması;
Patent konusu olan bir usulün kullanılması;
Kullanılmasının yasak olduğu bilinen veya bilinmesi gereken usul patentinin kullanılmasının üçüncü kişiler tarafından başkalarına teklif edilmesi.
Patent konusu usul ile doğrudan doğruya elde edilen ürünlerin satışa sunulması veya kullanılması veya ithal edilmesi veya bu amaçlar için kişisel ihtiyaçtan başka herhangi bir nedenle olursa olsun elde bulundurulması.

551, 554 ve 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler ve bu kararnamelere bağlı yönetmelikler marka, patent ve endüstriyel tasarım haklarının tescilinden korunmasına ve tescil sonrası işlemlere kadar tüm yönlerine hitap etmektedir. Patent, faydalı model ve endüstriyel tasarım korumasında genel olarak belli başlıklarda dava açılması mümkündür.

Delil tespiti
Marka, patent veya endüstriyel tasarım hakkına tecavüz edildiğini düşünen hak sahibi delillerin ortadan kaldırılmasını engellemek maksadıyla dava açmadan önce mahkemeden delillerin tespitini talep edebilir. Özellikle tazminat davaları ve ihtiyati tedbir talep edilen davalar bakımından mahkemeden delil tespiti istenmesi yerinde olacaktır. Endüstriyel tasarım ve patent hakkı tecavüzlerinde asıl davanın açılmasından önce delil tespiti yapılması ihtiyati tedbir kararı verilmesinde etkili olacaktır.

CEZA DAVALARI UYGULAMASI

Marka, Paten, Endüstriyel Tasarım ve Coğrafi İşaretlerin korunmasında ceza hükümleri ortaktır. 4128 sayılı Kanun tüm sınaî hak unsurları için ortak ceza hükümleri içermektedir. Kanunsuz suç ve ceza olmaz temel ilkesi gereğince ceza hükümleri ayrı bir kanun ile tesis edilmiştir. 4128 sayılı Kanun tüm Kanun Hükmündeki kararnamelere eklenmiştir.

4128 sayılı Kanun; dolayısıyla 551, 554 ve 556 sayılı KHK larda öngörülen suçların tamamı “takibi şikâyete bağlı” suçlardandır. Şikâyetçinin şikayetinden her aşamada vazgeçmesi mümkündür.

Yine KHK larda marka, patent ve endüstriyel tasarımlara dayanarak yapılan suç duyurularının kanunen “acele iş” sayıldığı ifade edilmektedir. Bu nedenle KHK larda öngörülen “ürünlere el koyma, arama, tanıtım vasıtaları ve üretime yarar alet ve edevatın zaptı” gibi tedbirlerin şikayetten itibaren 24 saat içinde uygulanması gerekmektedir.

Pratikte marka, patent veya endüstriyel tasarım tescilinden doğan haklarının ihlal edildiğini iddia eden bir hak sahibi yahut vekilinin ceza yargılamasını başlatabilmesi için şu aşamalardan geçmesi gerekmektedir.
1.Müracaat savcılığına gidiş.

2.Müracaat Savcısının şikayet dilekçesini imzalaması

3.Müracaat kaleminde evrak kayıt ve ilgili cumhuriyet savcısına tevzi

4.İlgili cumhuriyet savcısı ile görüşerek hak ihlali konusunda cumhuriyet savcısını ikna.

5.Cumhuriyet Savcısından olur alarak hazırlık kaleminden Sulh Ceza Mahkemesine arama ve el koyma kararı için müzekkere hazırlatma

6.Hazırlanan müzekkereyi tekrar Cum. Savcısına onaylatma

7.Nöbetçi Sulh ceza Mahkemesi kalemine giderek kararın kaydını yaptırma

8.Nöbetçi yargıç ile görüşerek yargıcın iknası.

9.Nöbetçi yargıçtan olur alınması durumunda kalemde emniyet müdürlüğüne yazılacak müzekkereyi bekleme

10.Müzekkereyi yargıca onaylatıp kalemden “elden takip” ibaresini yazdırma

11.Belge Cumhuriyet Savcılığından geldiği için Sulh Ceza yargıcından alınan yazının tekrar Cumhuriyet savcılığı kalemine götürülmesi ve yazının Emniyet müdürlüğüne gönderilmesine ilişkin üst yazının imzalatılması

12.İlgili ilçe emniyet müdürlüğüne gidiş

13.Suç mahallinin hangi karakol yetki alanına girdiği konusunda tereddüt yaşama ve emniyet müdürlüğünde evrak kayıt işlemleri

14.Evrak kayıttan sonra emniyet müdürü veya asayiş şube ile görüşerek ilgili karakola sevk

15.İlgili karakola gidiş ve karakoldaki personele olayın mahiyetinin anlatılması ve ekip bulunabilmesi için beklenilmesi

16.Karakol amiri ile Cumhuriyet savcısı arasında yapılan telefon görüşmeleri ve nihayet ekibin bulunması

17.Olay yerine gidilmesi ve taklit ürünlerin güvenlik güçleri marifetiyle tespiti

18.Arama el koyma kararında yer alan yetkiye dayanarak ürünlerin toplatılması, yed-i emin olarak işyeri sahibine teslimi yahut sadece numune alınması

Bir avukat yahut hak sahibi tüm bu aşamaları 24 saat içinde gerçekleştirmek zorundadır. İstanbul içinde hemen hemen her adliyede farklı uygulamalar mevcuttur. Bazı Cumhuriyet savcıları ve Sulh Ceza yargıçları ürünün sanık işyerinde satıldığına ilişkin fatura istemektedir. Bazı yargıçlar fotoğraf ve fatura talep ederken bir kısım yargıçlar ürünlerin birbirine benzeyip benzemediği konusunda bilirkişi raporu istemektedirler. Tüm bunlara ek olarak hiçbir şekilde arama el koyma kararı vermeyip tecavüze ilişkin iddiaların hukuk mahkemesinde çözülmesi gerektiğini ifade eden yargıç ve Cumhuriyet Savcıları da mevcuttur.

Özellikle endüstriyel tasarımlar ve patentler konusunda meydana gelen suiistimaller nedeniyle bilirkişi tayinin isteyen mahkemeler de mevcuttur.

Mevzuatımız sınai haklar konusundaki suç duyurularının acele işlerden sayıldığını açıkça hükme bağlamaktadır. Ceza yargılaması konusunda pek çok problem yaşanmaktadır.

1.Suç duyurularında yetkili merci suç mahallinin yargı çevresi olduğu için sadece İstanbul’da mevcut adliye sayısı kadar uygulama bulunmaktadır.

2.Talepler üzerinde herhangi bir inceleme imkanı olmadığı ve acele iş kapsamında olduğu için adli makamların yanıltılması çok kolaydır. Tescilli bir markanın dahi suç duyurusuna konu yapılması ve arama el koyma kararı ile ürünlere el konulması mümkündür.

3.Suç duyurusunun yapıldığı merci ile kamu davasının açılacağı merci birbirinden farklı olduğu için bölge savcılıkları arama el koyma kararı verildikten sonra ileri sürülen itirazları değerlendirmemekte ve haksız uygulamalarla ortaya çıkan mağduriyetler ilk duruşma gününe kadar çözülememektedir. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemelerinde iş yükünden dolayı ilk duruşmanın tensip tarihinden yaklaşık 6 ay sonra olduğu nazara alınır ve suç duyurularında bölge savcılıklarından evrakın ikmal edilip İstanbul Ekonomik Suçlar Savcılığına gelmesi en az 2 ayı bulduğu düşünülürse gecikmenin ne tür mağduriyetlere sebep olduğu anlaşılacaktır.

4.Özellikle endüstriyel tasarımlarda henüz müracaat aşamasında dahi her tür hukuk ve ceza davası açılabildiği için Türk Patent Enstitüsünde işlemleri devam eden tasarımlar bakımından karışık çıkmaktadır.

Ceza yargılamasında belli mercilerin yetkilendirilmesi ve işlemlerin tek elden yürütülmesi yerinde olacaktır. Bu şekilde uygulamada her adliyenin farklı uygulama yapması söz konusu olmayacaktır.

Sınai Hakların uygulamasının rayına oturması için her şeyden önce gerçekten özgün tasarımların yahut patentlerin tescil için müracaat edilmesi şarttır. Müracaat sahiplerinin iyi niyetli olması pek çok problemi ortadan kaldıracaktır. Mahkemelerin de işgücünün azaltılması, yeni mahkemelerin kurulması ve tahkim müessesesinin etkin olarak kullanılması gerekmektedir.

Madde 61/A- (Değişik: 5194 – 22.6.2004 / m.16) Bu Kanun Hükmünde Kararname kapsamında;
a) Marka hakkı sahibi olarak belirtilmesi gereken kimlik bildirimini gerçeğe aykırı olarak yapanlar, marka koruması olan bir eşya veya ambalajı üzerine konulmuş marka koruması olduğunu belirten işareti yetkisi olmadan kaldıranlar, kendisini haksız olarak marka başvurusu veya marka hakkı sahibi olarak gösterenler hakkında, bir yıldan iki yıla kadar hapis cezasına veya ondörtmilyar liradan yirmiyedimilyar liraya kadar ağır para cezasına veya her ikisine,

b) Mevcut olmadığını veya üzerinde tasarruf yetkisi bulunmadığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde bu Kanun Hükmünde Kararnamenin devir, intikal, rehin ve haciz ile ilgili maddelerinde yazılı haklardan birini veya bu hakla ilgili lisansı başkasına devreden, veren, rehneden, bu haklarla ilgili herhangi bir tasarrufta bulunanlar ile korunan bir marka hakkının sahibi olmadığı veya koruma süresinin bittiği veya marka hakkının hükümsüzlüğü veya marka korunmasından doğan hakkının sona ermesi durumlarında; kendisinin veya başkasının imal ettiği veya satışa çıkardığı eşyaya veya ambalajlarına veya ticari evrakına veya ilanlarına, hukuken korunan bir marka hakkı ile ilgili olduğu kanısını uyandıracak şekilde işaretler koyan veya bu amaçla ilan ve reklamlarda, bu tarzda yazı, işaret veya ifadeleri kullananlar hakkında, iki yıldan üç yıla kadar hapis cezasına veya yirmiyedimilyar liradan kırkaltımilyar liraya kadar ağır para cezasına veya her ikisine,

c) 61 inci maddede yazılı fiillerden birini işleyenler hakkında, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına veya yirmiyedimilyar liradan kırkaltımilyar liraya kadar ağır para cezasına veya her ikisine, ayrıca işyerlerinin bir yıldan az olmamak üzere kapatılmasına ve aynı süre ticaretten men edilmelerine,

Hükmolunur.

(a), (b) ve (c) bentlerinde sayılan suçlar, hizmetlerini yaptıkları sırada bir işletmenin çalışanları tarafından doğrudan doğruya veya emir üzerine işlenmişse çalışanlar ve suçun işlenmesine mani olmayan işletme sahibi, müdür veya temsilcisi ve hangi unvan ve sıfatla olursa olsun işletmeyi fiilen yöneten kişi de aynı surette cezalandırılır. Bir tüzel kişinin işleri yürütülürken bu maddede sayılan suçlardan biri işlenirse, tüzel kişi, masraflar ve para cezasından müteselsilen sorumlu olur. Fiile iştirak edenler hakkında olayın mahiyetine göre 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 64, 65, 66 ve 67 nci maddeleri hükümleri uygulanır. Bu maddede sayılan suçlardan dolayı kovuşturma şikayete bağlıdır.

Bu madde hükümlerinin uygulanmasında 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü 344 üncü maddesinin birinci fıkrasının (8) numaralı bendi uygulanmaz. Marka korumasından doğan hakları tecavüze uğrayandan başka, 61 inci maddede sayılanlar dışında kalan suçlarda Enstitü; marka hakkı sahibi olarak belirtilmesi gereken kimlik bildiriminin gerçeğe aykırı olarak yapılması ile korunan bir marka hakkının sahibi olmadığı veya koruma süresinin bittiği veya herhangi bir sebeple marka hakkının hükümsüzlüğü veya marka korumasından doğan hakkının sona ermesi durumlarında; kendisinin veya başkasının imal ettiği veya satışa çıkardığı eşyaya veya ambalajlarına veya ticari evrakına veya ilanlarına, hukuken korunan bir marka hakkı ile ilgili olduğu kanısını uyandıracak şekilde işaretler koyma veya bu amaçla ilan ve reklamlarda bu tarzda yazı, işaret veya ifadelerin kullanılması durumlarında, 8.3.1950 tarihli ve 5590 sayılı veya 17.7.1964 tarihli ve 507 sayılı tabi kuruluşlar ve tüketici dernekleri de şikayet hakkına sahiptir. Şikayetin fiil ve failden haberdar olma tarihinden itibaren iki yıl içinde yapılması gerekir.

Bu kapsamdaki suçlarla ilgili şikayet, acele işlerden sayılır. Marka hakkı başvurusu veya marka korumasından doğan haklara tecavüz dolayısıyla üretilmesi cezayı gerektiren eşya ile bu eşyaları üretmeye yarayan araç, gereç, cihaz, makine gibi vasıtaların zapt edilmesi veya el konulması veya yok edilmesinde, 765 sayılı Türk Ceza 36 ncı maddesi hükmü ile 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.